Kaçımızın bugüne kadar dilekleri gerçek oldu, kaçımız çocukluk hayallerini gerçekleştirdi, kaçımız çocukken süt dişini atarken ya da gökkuşağının altında, tuttuğu dileği gerçek oldu, kaçımız idealindekini yakaladı, ya da hala kendi hayallerine kavuşabilmek için var gücüyle savaşıyor? Ya da hayallerine, dileklerine kavuşanlar, arzularınız gerçekleştiğinde, hala elde edebilmenin imkansız ya da çok zor olduğunu düşündüğünüz anlarda ki gibi, hala coşkulu ve heyacanlımısınız, yoksa o günleri çoktan unuttunuz mu? Kaçımız gün geldiğinde,”evet istediğim buydu, hayatı istediğim uğraşla, istediğim kişiyle, istediğim şekilde geçirdim” diyecek. Kaçımız “Aman yaşadım işte, yaşadım ve bitti, varsın öyle böyle olsun” diyecek.

Benim hayatta ki ilk dileğim, 5 yaşlarında belirmişti, çok iyi hatırlıyorum, her gece yatağımda dileğimin gerçekleşmesi için yalvarırdım, bazen de ağlardım, bazen de dileğim gerçekleşmiş gibi hayaller kurardım, heyecanlanır, mutlu olurdum. Hayalimin peşinden tam 15 yıl koştum, inat ettim, tutturdum, olacaktı, olmalıydı, ne tutkulu bir istekmiş, hem de gerçekleşmesi nerdeyse şans eserine bağlı bir istek.Hayalim için az uğraşmadım, gerçekleşsin diye, belki inanmayacaksınız ama hayatımda hep ilk sıradaydı bu istek, bir insanın normal arzuları ise benim için hep çok arka plandaydı, saçma ve önemsizdi, ne olursa olurdu, o kadar da önemli değildi. Bu hayal dışındaki her şey, elde etmek için az savaştığım hatta belki de hiç savaşmadığım, ya da ilerde önemli olup, isteyebileceğimi ya da alternatiflerinin yerini dolduramayacağını düşünemediğim hayallerimdi. İlla O diye tutturmadığım hayallerimde, istediğim olmazsa, gelecekte başkası, hatta daha güzeli olur, ısrarın, diretmenin, çocukluk etmenin anlamı yok, yerine başkası konur diye düşündüğüm günlerdi. Başka bir iş, başka bir meslek, başka bir şehir, başka, başka, başka…..başkalar da güzeldir, farklıdır, zamanla onlara da alışılır, sevilir( Öyle de alışılıyor, seviliyor, belki başarılı olunuyor, ama hayaller hep boynu bükük, ukde kalmaya mahkum bırakılıyor.) O zamanlara dönecek olursam o büyük hayalimi gerçekleştirdim zaman zaman, ya da öyle olduğunu sandım, ama hayatta ki en büyük arzum, hiç kalıcı olmadı, hiç uzun sürmedi, olmadı. Ara sıra hayat bana oyun oynadı, gerçekleşti sandım, deliresiye sevindim, çıldırdım sevinmekten(yeniyetmeliğime verin, kendini kandırmak, erken zafer sevinci, sabırsızlıkmış diyorum şimdi) Ama hiçbir zaman istediğim gibi olmadı. Sonra yenilginin acı tadını çok kez tattım, savaşta kazanıp, zaferin tadını çıkarırken sırtından bıçaklanan biri misali… Sonra bu arzunun beni kemirdiğini ve bana zarar verdiğini gördüm. (Şimdi düşünüyorumda beni öldüreceğini bile bilsem gene aynısını yapardım, varsın sonu ölüm olsun, sonuna kadar gitmedikten sonra o hayal için savaşmış olmayacaktım,tükenecek noktaya gelene kadar hayalin peşinden koşmuş olmayacaktım.) Kabullendim, alıştım çok çabaladığım halde gerçekleşmeyen, belki bir gün gerçekleşebilecek ya da hiçbir zaman gerçekleşemeyecek dileğimle yaşamaya. Alıştım, mutluydum kendimce, hatta eski düşüncelerime gülüp geçiyordum. (Bu arada başıma güzel şeyler gelmedi değil, hatta hayat hayalini bile kuramayacağım güzellikler sundu bana, ama yine de benim tek hayalim ve bunun dışındaki küçük hayallerim bunlar değildi. Belki hayallerimin şekli, boyutu çok daha farklıydı, ama onlar yine de benim hayallerimdi. Hep aynı yanılgı değimlidir bunları düşündürten hayatın sonsuz olduğu düşüncesi…) Neyse sonrası ise bellidir, hayallerin nasılsa gerçekleşmediği ve boşuna düşünüp, hayal kırıklığı yaşamaktansa, hayattan hiçbir şey beklememek, istememek, böylece üzülmemek, isteksizlik, beklentisiz hayat, sadece yaşamak düşüncesi…

Şimdi gene illa O olsun, illa O gerçekleşsin diyebildiğim bir hayalim var, dıştan bakıldığında ben çoktan Onu kazandım gibi gözükebilir, ama bu seferde kendimi kandırmak istemiyorum. Bir yenilgi daha yaşamak istemiyorum, biliyorum gerçeği, görüyorum, ama erken sevinmek istemiyorum, o yüzden zaman zaman kaybetme korkusunu derinden yaşıyorum, hatta bazen bu korku yüzünden hastalık derecesinde kendimi üzüyorum. Ama şunu da biliyorum ki bu hayalim imkansız değil, ya da gerçekleşmesi zor değil, benim elimde iyileştirmek, sürdürmek, güzelleştirmek… Artık gerçekleşebilecek, gerçekleşmesini istediğim bir hayal besliyorum, her gün O beni yaşatıyor, besliyor, Onun için yaşıyorum. Çocukluk iyidir, hayaller güzeldir, tutku, istek, aşk bizi var eden şey, hep içimiz kalsın, bizi üzsün, sevindirsin, ağlatsın, ama yeter ki bizi yaşatsın…

Hayatımda anlamı olan bazı özel şarkılarım vardırOnlardan biri “Sezen Aksu- Düş Bahçeleri”

DÜŞ BAHÇELERİ

Yürüyorum düş bahçelerinde
Gördüm düşümden büyük bahçe yok
Yüreğimin kuşları konmuş
Telgrafın tellerine
Neşesi gurbet selamlarından çok
A benim dilsiz dillerim
A benim sessiz ellerim
Yakala saçından tut hayatı
Çevir yüzüne öp öp
Duruyorum vaktin seherinde
Değiştirdim takvimleri gece yok
Yüreğimin kuşları konmuş
Telgrafın tellerine
Neşesi gurbet selamlarından çok